Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

SATILIK DOMUZLAR!

          

resim4.jpg (20149 bytes)  

     Geçenlerde internet aracılığı ile yazıştığım arkadaşlarıma bir çağrıda bulundum ve dedim ki;

 “Değerli Grup Üyeleri,

 Aşağıda 2001-2002 MAK Kararlarında geçen 6. Madde'yi yorumlarsanız sevinirim. 

 Madde 6-  

"Bek ve Yürüyüş avı; 

Her vakit avlanan av hayvanlarını; av mevsimi içindeki av günleri ile av mevsimi dışında herhangi bir günde bek ve yürüyüş avı ile avlamak isteyen kişiler, Başmühendislik veya bunların bulunmadığı yerlerde Müdürlükten av yeri ve gününü belirten yazılı izin almak zorundadırlar.

     Bağ ve bahçelerde ürünleri korumak maksadıyla avlanma bu hükmün dışındadır. Ürünlerini korumak için de olsa, bağ ve bahçelerini korumak zorunda olanlar, yanlarında ancak tek kurşun ve şevrotin fişekleri bulundurabilirler.  Sürek avı;

Av mevsimi içindeki avlanma günlerinde yabandomuzu sürek avı yapmak isteyenler, Başmühendislik ve bunların bulunmadığı yerlerde Müdürlüklerden; ava katılacakların isimleri ile av yeri ve gününü belirten yazılı izin almak zorundadırlar."

  Şimdiden teşekkür ederim.” 

          Çağrıma once Sevgili Şenol İRTEM yanıt verdi. Yaklaşımı tam benlikti. Domuzu paçasından yakalamış bırakmıyor. MAK Kararları’nı kaleme alanlarla dalgasını geçiyordu. Onu burada belirtmeyeceğim. Ardından Sevgili Ağabeyimin cevabı geldi. Antalya’nın güzelliklerinden gelen kötü haberlerdi bunlar. Şöyle diyordu mesaj; 

"Hocam Selam, 

Şu an evdeyim. İşten yoğunluktan dolayı kısa kestim. Buna Şenol gibi yorum getirmeyeceğim. 6.madde basit ve açık. Burada bahsedilen büyük av. Yani bek veya sürekte avlanabilecek av cinsi.Yoksa Şenol'un biraz kinaye ettği gibi maksat saksağan ve karga değil tabii. Her ne olursa olsun kanunsa kanuna uymamız ve gereken izinleri almamız lazım. Avlaklarda artık iyice av azaldı. Domuz da artık azaldı. Her şeyin bir sonu geliyor. Gelişi güzel domuz avlamanın da sonunda,avlanacak domuz kalmıyacak. Sen yine bana göre daha şanslısın. Kızılcahamam, Köroğlu balta girmemiş bakir ormanlar ayağının altında. Bizim burada Antalya da yakıla yakıla ormanlar kalmadı. Üstelik artan nufüs her geçen sene ormanlara daha çok giriyor. Yeni yeni yerleşim yerleri yapılıp ışıklandırmalar yapılıyor. Domuzlar buralarda gitgide daha bakir iç kesimlere çekildi. Av gittiçe zorlaştı. 5 sene evvel çıktığımız sürekye günde en 3-4 vururduk. Geçen sene çoğu sürekte 1 taneyi zor bulduk. O nedenle de Antalya dışına, Kızılcahamam bir kere,Yatağan'a, Ödemiş e filan sürek avına gittim. Ama Sen’de gerçeği söyle. Hangi sürek de kaç defa Başmühendislikten izin alıyordunuz da sürek yapıyorsunuz. Kim kime dumduma değil mi. Benim katıldığım avlarında çoğunda da izin filan alınmamıştı. Ama sonuçta hep kendi bindiğimiz dalı kesiyoruz. İzinli ve kontrollu olsa bu kadar avlanılmaz, yaban hayatı da gelişme kaydederdi. Önce iğneyi kendimize sonra çuvaldızı başkalarına batıralım. Ama bizler belki de yine kötünün iyisiyiz. Kırsalda, köylerde, hak, hukuk, kanun, MAK. Kim takar yalova kaymakamını hesabı. Kıran kırana gidiyor. Ne muhtarı ne imamı. Kimse kimseyi oralarda şikayet etmez. Çünkü hepsini, alayının eli tüfekli. %99 da ruhsatsız. Sen benden iyi biliyorsun. Karış karış dolaşıyorsun çünkü. Değil mi? Hadi artık yatacağım. Bana bu akşamlık müsaade. Sana da yarın ve sonrası için kazasız belasız avlar ve rastgele diyorum. Haa unutmadan GÜNHAN'ıma selamlarımı iletirsen sevinirim.

 Sevgi ve Saygılarımla" 

         Ağabeyimin bu cevabı tam düşündüğüm gibiydi. Av dünyasının yetişmiş insanları bile hala ne olup bittiğinin farkında değildi. Hala Orman Bakanlığı’nda reform yapıldığını zannediyor. Hala Milli Parklar’ın peşinden son sürat koşuyorlardı. Her kesimden avcı, kullanıldıklarının farkında değildi. Çoğu Dernek ağızlarına çalınan bir kaşık balın tadıyla orgazm olmuş şekilde dolaşıyordu. Siz Devlet’in gözünün bu kadar para hırsı ile karardığını gördünüz mü? Yıllar once “AVCI ARKADAŞ” başlıklı BAM-DHKD-MİLLİ PARKLAR ortaklığıyla çıkartılan afişlerde ; avcılara kurallar, cezalar hatırlatılır. Öğütler verilirdi. Bu sene gözleri paradan başka bir şey görmediğinden, hazırlanan afişlerde avcılara sadece ve sadece saçma bir karikatürün eşliğinde “avlanma paralarını mutlaka yatırın” diye uyarı yapılıyordu. Yazık yazık.

            Ağabeyimin cevabına karşılık bir hatırlatma ve aydınlatma yazısı yazmayı uygun bularak şöyle dedim;

Sevgili ……Ağabey, 

Görüşleriniz için teşekkür ederim. Sözlerinize katılmamak mümkün değil. Bende aynı fikirdeyim. Ancak araya bir if koymakta fayda var kanısındayım. Sürek avları genelde bizim buralarda 3-5 kişiyle yapılır. Onun haricinde büyük sürenler senede bir yada bilemedin iki kez yapılır. Sürek avlarında da izin alınması sadece ormanda bulunan diğer büyük avların vurulmasının önüne geçmek içindir. Genellikle Bolu-Karabük ormanlarında yapılan süren avlarında karaca-geyik vurulmasın diye araya 3 avcıda bir ormancı konur ve süren kontrol edilir. Bizim ormanlarımızda karaca çok nadir bulunur. Bu güne kadar ben değil vuranı, buralarda karaca dahi görmedim. Ayıya ise kesin tüfek atılmaz. Ayrıca izin istendiğinde ormancı "bu  hafta izin yok" diye bir şey söylemiyor. Siz izin istiyorsunuz onlarda veriyorlar. Ne bir sayım, ne bir istatistik, ne bir gözlemci. Sadece biraz formaliteler, bürokrasi fazlalaşıyor o kadar. Sonra avcılar tekrar dağlarla, ormanlarla baş başa. Hadi sürek avında izin aldık ve ava katılacakların isimlerini verdik. Eyvallah diyelim ve vermeye de devam edelim itirazım yok. Ancak bek ve yürüyüş avı için de izin almak hem de serbest zamanda ve avlanma günlerinde. Bu biraz haksızlık değil mi? Düşünün aynı ormanlarda, daha doğrusu meşelik bozuk ormanlarda hem çullukçular, hem tavşan avcıları hatta keklik avcıları avlanıyorlar. Tavşan avcıları yağmurların, karın başlamasıyla birlikte önlerinde kopayları doğru domuz avlaklarına dalarlar. Çulluk avı bölgemizde çok fazla yapılmasa da yapılan yerler yine ormanlardır. Ayrıca izin için başvurulduğunda "gidin gidin ne izini" dendiği bile oluyor. İzin almadan gittiğiniz bir günde yada "tamam gidin" diye sözlü bir direktifin ardından gidildiğinde, ayranı kabaran bir yetkilinin gelip kontrol yapmayacağı ne malum. Sonra uğraş dur. Malum, memlekette kör tuttuğunu(!)  

Ben bu gün için yabandomuzu sayısının az olduğuna inanmıyorum. Ancak bu sene uygulamaya konulan "domuz eti satış serbestliği" sayesinde  yakında domuzları mumla arayacağımıza emin olabilirsiniz. Bu konulan serbestilik bence yabandomuzuna yapılan en büyük ihanettir ve yine avcılar tarafından değil devlet tarafından yapılmıştır. Ancak ileride faturası yine avcılara çıkartılacaktır. Böyle bir ihaneti ne biz ne de yabandomuzları hak etmedik kanısındayım. Bu günlerde sağdan soldan kulağıma bazı haberler gelmekte. Bir takım insanlar domuz toplamak için alt yapı ve ihracat yanında iç tüketim içinde çalışmalara başlamışlar bile. Ayıptır, yazıktır, ihanettir. O zaman tüm hayvanlar için satış yasağı kaldırılsın. Avcının avlama limiti ne ise o limitler dahilinde avlanması ve avladıklarını satması serbest bırakılsın. Bırakılsın da dünya yerinden oynasın. Parayı gören millet, avcı olsun olmasın sabahlara kadar domuz peşinde dolanıp duracak. Kim kontrol edecek. Toplu koruma yöntemine geçen ormancılar mı? yoksa her şeye koşmaktan anası ağlamış aslanım jandarma mı? Aynısı 80.li yılların başlarında olmuştu ve domuz bulmak, avlamak tamamen şans işiydi. Yine öyle olacak domuzlar azalacak. Sonuçta fatura avcıya kesilip, kıskançlıklarından ve avcılara karşı duydukları sadistçe duygulardan tırnaklarını yiyen bazı zevat  "işte gördünüz domuzu bitirdiler, artık domuz başına avcılar para vermeye başlasınlar, giden gitmeyen belli olsun" demeye başlayacaklar. 3 sene önce uygulamaya konulan senaryo tekrar oynanacak. Aradan tek sıyrılan bu işten küpünü dolduran sözüm ona bazı müteşebbisler ve avanta yiyenler olacak. Bundan 3 sene önce domuz üzerine oynanan oyunları "Domuzuna Hesaplar 1-2-3" diye 3 yazıyla anlatmıştık. Şimdiki hesaplar çok daha çirkin ve seviyesiz. Güney sahillerinde illegal olarak yürütülen domuz ticareti böylece legal hale gelecek. O taraflar için belki bir şey değişmeyecek. Eskiden olduğu gibi ticaret al gülüm-ver gülüm yürüyecek ama ya iç bölgeler?  

Ayıptır, yazıktır, ihanettir.

 Saygılarımla, Murat BALCI 

          Cevap gecikmeden geldi. Geldi gelmesine de hiç de iç açıcı değildi. Sağdan soldan duyduğumuz duyumlar Antalya’nın etkili ve yetkili bir insanın ağzından doğrulanıyordu; 

Hocam, 

Dediklerin doğru ve yaşadım. Yatağan’da gittiğim sürek avında, oradaki avcı arkadaşlar Marmaris’ten birisi ile anlaşmışlar. Bu sezon için 6.5 ton domuz eti tedarik edeceklermiş. Anlaştıkları adamın soğuk hava deposu varmış ve kilosunu 500.000.-TL.den alıyormuş. Yatağanlı arkadaşlar ay otuz, haftanın beş günü gece-gündüz domuz peşindeler. Öldürüyorlar, eve götürüp parçalıyorlar. Soğutucuda biriktirip, doğru Marmaris’e postalıyorlar.

Diğer taraftan benimde tanıştığım şahıslar, Türkiye’de ilk olduklarını söylediler. İlgili Bakanlıklardan resmi izini aldıklarını söylediler. Akibetinde Alanya’da ilk domuz kasabı açıldı. Özellikle Antalya Gündoğmuş ve Akseki taraflarından köylüler domuz getiriyor. Anlattıklarına gore şimdi de soğuk hava konteynırları alıyorlarmış. Bunları gezer araç olarak İzmir, Çankırı, Çerkeş taraflarına göndermişler bile. Orada sürekli öldürülüp toplanan domuzları Alanya’ya sevk ediyorlar. Biliyorsun Alanya’da yerleşik yaklaşık 4000 alman bulunuyor. Geçenlerde yabancı misafirlerim için bir but parçası lazım oldu. Bulamayıp satın alma yoluna gittim. İnanırmısın kilosuna 10.000.000 TL.verdim. Halbuki aynı domuzu kilosu 500.000.-TL.den topluyorlar. Firmanın sahibi bir inşaat müteahhidi. Tabii böyle olunca da eli silahlı, kafası külahlı herkes domuz peşinde olacaktır. Sonuçta Sen’in dediklerine geleceğiz ve mehtapta mum ışığında domuz arayacağız.

Bakanlığın verdiği bu ilk izinden sonrası muhakkak gelecektir. İzmir’de meşhur bir Ermeni varmış. Mahiyetinde kasapları, adamları falan filan. İzmir’de Merkez Avcılar Kulubü’nün düzenlediği avlarda avlanan domuzları gidip alıyor ve soğutuculu kamyonlarda stoklayıp satıyor. Tabii illegal. 

İşte Üstad konular bunlar . Bizler canı gönülden herşeyin iyisini olmasını istiyoruz. Ama insan olarak da bir yerde kendimizi mahvediyoruz. Geçen bir internet sitesine girdim. Vallahi eloğlu yabandomuzu çiftliği kurmuş orada üretiyor. İsteyene avlatıyor isteyene etlik olarak veriyordu. Bir yanda adamların anlayışı bir yanda bizim anlayışımız.

Ben sana bir şey söyliyeyim mi; Benim bir kimya  öğretmenim vardı. Haydarpaşa lisesinde Kel Yahya. O’nun meşhur laflarından biridir. Derdi ki; “Sen bu soruyu bilemezsen, değil başınla, kıçınla göğe çıksan sınıfı geçemezsin” 

Bizim  farkımız var mı? Ancak Misak-I Milli sınırlarımız içinde kalırız. Değil AB

 Sevgilerimle.

            Şimdi bazılarına soruyorum; Nerelerdesiniz? Uyuyor musunuz? Bir zamanlar Sevgili Atatürk’ümün Nutuk’unu günümüze uyarlayıp,  “vatan satılıyor” diyordunuz. Şimdi nerelerdesiniz. Satılacak bir şey kalmadı mı? Sayın Sertoğlu, Sayın Umar, Sayın Yazgan-Gürpınar, meşe babası TEMA nerelerdesiniz. Neredesiniz İstanbullular. Ormanların parasız ve en çalışkan işçisi üç otuz para için telef ediliyor sizler uyuyorsunuz. Hadi Orman Bakanlığı ağaçla hayvanı karıştırıyor, ancak sizler neredesiniz. Nerede “ilk kez çağdaş bir MAK yapıldı” diyen Sayın Kulein. Bu mu sizin çağdaş MAK dediğiniz. Bunun neresi çağdaş. Siz ormanların doğal popilasyonunu satışa çıkartın yerine ekmeyin, dikmeyin, yetiştirmeyin adına çağdaş diyin. Sakın bana “ yabandomuzu avını kontrol altında tutmak ve yasal satıldıklarını tespit edebilmek için yabandomuzu avı için izin alınmasını şart koştuk” demeyin. Kim kontrol edecek. Toplu koruma yapan yerel ormancılar mı? Yoksa her işe koşan jandarma mı?  

          Bu arada, Antalya’da ismi bende saklı bilmem ne süt bayii işi gücü bırakmış kilosu 1.500.000.-TL.den otellere yabandomuzu eti pazarlıyormuş. Otellerde bayıla bayıla alıyorlarmış. İnşallah domuzları süt dağıttığı soğutuculu kamyonlarla dağıtmıyordur.  

          Yetkililerden, avcı başı geçinenlerden, 5. mertebeye yükseldim diyenlerden,  tüm bu konularda bilgi ve açıklama istiyoruz. Orman Bakanlığı, bu kanlı ve acımasız oyunun kimler tarafından tezgahlandığını açıklasın. Açıklasınlar ki, iş dallanıp budaklanmasın.  Medyaya malzeme olmasın.   

          Üç sene sonra domuz kalmadı diyecek ve yaptıklarınızı unutup yine avcıları suçlayacaksanız, suçlamalarınızı şimdiden kabul etmiyor ve küfürlerinizi iade ediyorum. 

         Ayıptır, yazıktır, günahtır ve de  İHANETTİR !

Murat BALCI

www.onlineavcilik.com