2001-2002 MAK YAKLAŞIRKEN |
||
Toplantı, Av-Yaban Hayatı konularında iletişimin sağlanması ve katılımcı önerilerinin dikkate alınacak olması açısınan önem arzetmektedir. Bu yüzden Dikmen Avcılar- Atıcılar Derneği olarak aşağıda madde madde ve gerekçeleriyle açıkladığımız konular üzerinde mutabakat sağlayıp imza altına alarak, MAK'tan önce bu toplantıya yetiştirip, önümüzdeki sezon için istek ve temennilerimizi dile getirmeye çalıştık. Ancak, isteklerimizin çokluğuna rağmen bunları tek tek sıralamayıp, Milli Parklar Genel Müdürlüğü'ne yardımcı olabilmek için, sadece gözden kaçanları yazmayı ve hatırlatmayı uygun bulduk. Dileğimiz Meclis çatısı altında şu sıralar görüşülen Yeni Kara Avcılığı Kanun Tasarısı'nın bir an önce kanunlaşması ve avcılarımızın da bundan karlı çıkmasıdır. (Her ne kadar Avcılık Derneklerinin ve bir çok avcımızın haberi olmadan tek kaynaklı çıkacak olsa da!) T.C. ORMAN BAKANLIĞI MİLLİ PARKLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ'NE 2001-2002 Avlanma Sezonunda geçerli olması gereği ile,
2-
Avlanma kartlarının tek bir kart halinde olması. Ayrıca bu kartların
Avcılık Dernekleri tarafından verilmesinin sağlanması. GEREKÇE :
Katılımı arttırması, bürokrasi ve kırtasiyeyi azaltmasının yanında avcıların
kontrollerini daha da kolaylaştıracak ayrıca Derneklere de bir gelir sağlıyacaktır. 3-
Av teskerelerinin çıkartılması aşamasında çeşitli kamu kurum ve
kuruluşlarından bağış adı altında zorla para toplanmaktadır. Oysa bu
bağışların, 2908 Sayılı Dernekler ve 2762 Sayılı Vakıflar Kanunu’nda ön
görüldüğü şekilde alınması gerekmektedir. Ayrıca bu bağışların mecburi
olmadığı konusunda Sayın Valimizin ve diğer Valiliklerin tamimi vardır. Ancak
uygulamada göz ardı edilmektedir. Bu durumun giderilmesi için gereğinin
yapılmasının sağlanması, 4-
Basılacak olan MAK kitapçığına ayrıca yasak yerleri belirten harita ilave
edilmesi ve Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırlarının kesin ve net olarak
belirtilerek, bu kitapçıkların
ücretsiz olarak Avcılık Derneklerine verilmesi, 5-
Köy ve kırsal kesimdeki avcıların daha sıkı kontrol edilmeleri ve gerekli
uyarımların daha titizlikle yapılması, 6-
MAK’ın II-7-p) şıkkında ve 31. Madde’de anılan “KARAVAN”
ibaresinin ve “ŞARJÖR
KULLANMAK YASAKTIR” ibaresinin
kaldırılması GEREKÇE : “KARAVAN”
kelimesi genel anlam itibariyle “gezici ev” anlamındadır ve bazı insanlar bu gezici
evleri geçici veya değil normal mesken olarak kullanmaktadırlar. Normal meskenlerde
bulunduruken takoz mecburiyeti aranmayan yarım otomatik ve pompalı av tüfeklerinin,
karavanlarda da bu şekilde takozsuz bulundurulması gerekir. Belki istisna olarak
“Mobil karavanların” bunun dışında tutulması düşünülebilir ancak bunun da
anlamsız olduğu fikrindeyiz. Ayrıca “ŞARJÖR
KULLANMAK YASAKTIR” ibaresi
yeterince açık değildir. Avcılarımız arasında normal boru şarjörün haricinde
kutu şarjör ile avlananlar mevcuttur. Durum böyle olunca, kutu şarjörlü av
tüfeklerine sahip arkadaşlarımıza haksızlık yapıldığı düşüncesindeyiz.
Kullanılan av silahı 2+1 atış gücüne sahip olduktan sonra şarjör saplantısının
nedenini anlamakta zorluk çekiyoruz. 7-
MAK IV-9 Maddesinde anılan “İL VE
İLÇE KOMİSYON KARARLARI MAK’IN YÜRÜRLÜĞE GİRMESİYLE GEÇERSİZ OLUR” ibaresi yine MAK’ın VIII-YÜRÜRLÜK bölümündeki 43 numaralı
maddeyle ters düşmektedir. Bunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. 8-
Av Turizmi Esaslarında bahsi geçen
h) şıkkında “MEMELİ
HAYVANLARIN AVINDA HİÇBİR ŞEKİLDE SAÇMA İHTİVA EDEN FİŞEK ATAN YİVSİZ AV
TÜFEKLERİ KULLANILMAZ” ibaresinin ve “ANCAK
YABANDOMUZU AVINDA YİVSİZ AV TÜFEKLERİ İLE ATILAN İÇİNDE TEK MERMİ BULUNAN
FİŞEKLER KULLANILABİLİR” ibaresinin
değiştirilerek eski haliyle yayınlanması lazımdır. GEREKÇE :
Yukarıdaki şekillerde icra edildiğinde sanki ; dağ keçisi, ayı vb. hayvanların
avında her türlü yivli silahın kullanılabileceği (.222, .223. 243 vb) ve tilki,
çakal, kurt gibi genellikle yabandomuzu sürek avlarında çıkan hayvanların yivsiz
tüfeklerle vurulamayacağı anlamı çıkmaktadır ki bunun ne denli yanlış olduğu
açıktır. Bir domuz süreninde önüne
çakal-tilki-kurt çıkan bir yabancının elinde yivsiz silah varsa ve bu hayvana tüfek
atamazsa, düşeceği durumun komikliği ortadadır. Ayrıca bu durumun izahının ne
denli güç olduğu da malumdur. 9-
Yine av turizmi bahsi adı altında geçen “ Trofe ve Etler” bölümünde belirtilen
“ AV TURİZMİ ESASLARINA GÖRE YAPILAN AVLANMALARDA YASAK, YARALAMA, HATALI BOYNUZ VE
CEZALI AVLANMALARDA 18. MADDE KAPSAMINDAKİ
BEDELLER ALINIR VE VURULAN AV HAYVANLARININ TROFESİ VE ETLERİ 35. MADDEDEKİ ESAS VE
USULLERDE DEĞERLENDİRİLİR” ibaresinin “HATALI
BOYNUZ” bölümü
değiştirilerek bu şekilde vurulan av hayvanının avlama bedeli avcıdan alınarak trofe ve diğer kısımlarının avcıya teslim
edilmesi gerekir. GEREKÇE :
Sonuçta bu tür hayvanlar diğer hayvanların soyunu bozan ve ayıklaması gereken
hayvanlardır. Ayrıca bu tip hayvanların da trofeleri sonuçta bir anı sayılır ve
bazı durumlarda hatasız trofelerden dahi değerli addedilebilirler. Bedeli alınarak
trofe ve etlere el konulması halinde avcıların bu tür hayvanları avlamaları
beklenemez. Maksat, normal trofesi olan
hayvanların avlanıp, sanki trofesi bozukmuş gibi kayıt altına alınarak suistimal
yapılmasını önlemek ise, bu işin başında bulunan yetkililerin daha fazla kontrol
altına alınması gerekir diye düşünmekteyiz. 10-
29.
Madde’de anılan “HALKA VE
MARKA ZORUNLULUĞU ARANMAYACAKTIR” ibaresinin “ARANACAKTIR”
olarak değiştirilmesi gerekir. GEREKÇE :
Doğaya salınacak olan kanatlı hayvanlar genel olarak özel sektörden tedarik
edilmektedir. Dolayısıyla bu hayvanların doğaya ve doğal ırka uyumlu olup
olmadıkları tam olarak denetlenememektedir. Bu yüzden, böyle markasız ve denetimden
uzak salmalarda hasta, embesil hayvanların doğaya salınarak daha fazla zarar verilmesi
ihtimali yüksektir. Ayrıca salınan hayvanların markalanması ve halkalanmasıyla
istatistiki bilgiler hayvanlara yüklenebilecek ve ileride, avlanan hayvanların
yaşayış tarzları, iç göçleri, uçuş mesafeleri gibi konularda bilgi sahibi
olunabilecektir. Burada “Milli Parklar’dan alınacak
izinle salınabilir” ibaresi her ne kadar kontrollu salınacağını gösterse
de, ileride bu izinler, telefon ya da faxla alınarak suistimallere sebep olunabilir
düşüncesindeyiz. 11-
“SÜRÜ
GÜDEN KİŞİLER YANLARINDA TEK KURŞUN ATAN FİŞEKLERDEN BAŞKASINI BULUNDURAMAZ”
ibaresinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. GEREKÇE : Bu
tanımla, sanki sürü güden kişilerin avlanma hakları yokmuş gibi bir anlam
oluşmaktadır. Bu anlamın çıkarılmaması için maddenin başına “AV
MEVSİMİNİN HARİCİNDE” ibaresinin
eklenmesi gerekir. Ayrıca sürü güden kişiler bu sürülerini yeri geldiğinde dağ
keçisi avlaklarında gütmektedirler. Durum böyle olunca dağ keçilerinin arasında
elde yarım otomatik tüfekler ve bellerinde tek kurşun dolusu bulunan fişekliklerle
dolaşan çobanlara prim verilmiş olmaktadır. Öyleyse bu madde avlakların ve arazinin
yapısına, doğal popülasyonuna göre tekrar gözden geçirilmelidir. 12-
Ayrıca
II-7-p) şıkkında “TABİİ
GÖLLER VE SULAK SAHALAR ÇEVRESİNDEKİ KÖY MUHTARLARI, KÖYLERİNDE MOTORSUZ
SANDALLARLA GÖLE AVCI SOKMAK İSTEYEN KİŞİLERİN .....” diyerek devam
eden ibarede bahsi geçen, “MOTORSUZ
SANDALLARLA” deyiminden “motorlu sandallarla göle avcı
sokmak yasaktır” anlamı çıkmaktadır. Oysa anılan bölgelerdeki sandalların
çoğu, içten takma dizel motorludur. Durum böyle olunca bu tip sandallarla göle avcı
sokmak yasaktır gibi bir kavram kargaşası çıkmaktadır. Oysa ki içten takma motora
sahip veya 9.9 HP güce kadar dıştan takma motor takılmış sandalların avcı taşımak ve gümelere ulaşmak için
kullanılması sebesttir. Yukarıda belirttiğimiz maddelerin 2001-2002 MAK Toplantısı öncesinde Genel Müdürlüğünüzce değerlendirilerek, Toplantı esnasında gerekli değişikliklerin yapılması konusunda gereğini arz ederiz. Saygılarımızla, Murat BALCI Genel Sekreter Dikmen Avcılar ve Atıcılar Derneği |