
|
MAK Kararlarında bu av sezonunu için, gerek yerli gerekse yabancı avcı için Av
Turizmi çerçevesinde avlanmaya bir çok kısıtlama getirildi.
İşin
enteresan tarafı bu kısıtlamaların fikir babalarının büyük av avcılığının
A.sından anlamayan insanlar olması.
Oturdukları
yeden sayım yaparlar, kafalarına göre kota koyarlar. Adam hayatı boyunca mavzer
omuzlamamış, Haymana ovasında keklik kovalarken aklına dağlar düşmüş, ucuzundan
bir mavzer alıp çıkmış dağlara, daha doğrusu dağlara çıkmak için düşmüş
yollara. Ancak yollar bitmiş iş
|
|
tabanvaya kalınca,
almış kafasını iki avucunun ortasına, başlamış ağlamaya." Ben ne ettimde
geldim buralara, ah bir dönersem evime, dağı da, keçisi de onların olsun tövbe".
Adam hayatında yaban keçisini belki ancak çiftliklerde ya da çok imrenerek
anlattıkları yabancı ülkelerin özel avlaklarında (çoğu hayvan buralarda kafes
ortamında yetiştirilerek dar alanlara salınıyor ki Artvin dağlarında ağlayanlar
buralarda avlanabilsin diye) görmüş, gelip burada, şu şöyle olmalı bu böyle
olmalı cart-curt konuşuyor. "Yemezler kardeşim" diyen bir tane Orman
Bakanlığı yetkilisi yok.
Bakın bu sezon, bahsettiğim vatandaşlardan birisinin
zekasıyla yaban keçisi avında, yerli avcıya boş atış parası konuldu. Hemde
45.000.000.-TL.(Nisan kuruyla 77 USD) Evet yanlış duymadınız yazıyla
"kırkbeşmilyonlira" ya da Çölaşan deyimiyle "Törkişlira".
Şimdi yerli avcı gidiyor ava, tekeyi binbir güçlükle buluyor, yatıyor tüfeğinin
ardına, ama aklında ya ıskalarsam korkusu. Iskalamayı bırak, ıskalarsam ikinciyi,
üçüncüyü, dördüncüyü, beşinciyi atayım mı? sıkıntısı var. Öyle ya tekeye
4 atış yapsa, 4x45.000.000= 180.000.000.-TL. Buyur burdan yak. Şimdi bu fikri veren
vatandaş o kadar zekalı ki, avcının özellikle ıska attığını düşünüp,
aklınca avcıyı, avı vurdurmaya zorlamak için, ya da haybeye uzak mesafelere tüfek
atmasın diye "ıska parası" koyuyor. Yanında ki görevli de sayıyor
"1-2-3-4-5. ağbi yandın ya, beş ıskan var. Sen istersen tüfeği techizatı
bırak git. Ancak ıskalarını karşılar". Zaten vuramayacağını hisseden
büyük av avcısı uzak mesafelere ya da görüşü iyi olmayan hedefe tüfek atmaz.
Atıpta vuramazsa o civarda avın içine edeceğini bilir. Kime hizmet ediyorsunuz da
yabancı avcıyla yerli avcıyı aynı kefeye koyup giydirdikçe giydiriyorsunuz. Parası
bol olup dağlarda rahat rahat avlanmak isteyen zenginlerin önünü açıyorsunuz. Ayıp
ayıp. İkinci bir neden ise, kuştan başka av avlayamayan bazı insanların, resmen,
büyük av avcılarını kıskanıp, onları kımıldayamaz hale getirmeye çalışıyor
olması. Sizler değilmisiniz, Türkiye gibi Müslüman bir ülkede, onca köylünün
canı yanarken, avcıdan yabandomuzu avı için 3 sene öncesinin parası 10.000.000 TL
avlanma parası isteyecek kadar gözü dönen. Bunlar kıskançlıktan kaynaklanmıyor da
neden kaynaklanıyor. Ne yani Türkiye'de büyük avları, sadece zengin avcının mı
avlama hakkı var. Türkiye'de şöminesinin üzerine astığı trofeye bakarak kadeh
kaldıranların yanında, mütevazi av odasına koyduğu trofeyle mutlu olan insanların
da olduğunu unutmayın. Avcılık sadece para işi değil, gönül işidir. Sevdadır.
Özellikle de Türkiye'de. Üzüm mü yiyorsunuz yoksa bağcıyı mı dövüyorsunuz. Ya
da kediyi öpüyormusunuz, yoksa dudağınızı mı tırmalatıyorsunuz ? Hangisi? Bence
ikisi de. İşiniz gücünüz millete rüşvet ortamı hazırlamak.
Adam daha çengel boynuzluyla, yaban keçisinin farkını
bilmiyor, "Turizm acentesi sahiplerinden birisi Artvin'de rekor kabul edilen
29.5cm.lik boynuzlu BEZOAR dağ keçisini yabancı avcıya üçotuz paraya
avlatıyor" diye yaygara kopartırken, kimse çıkıpta o keçiye BEZOAR demezler
efendi, ona ŞAMUA ya da çengel boynuzlu dağ keçisi derler demiyor. Denmediği için,
daha sonra bu adamlar başımıza büyük av avcılığından anlayan insanlar olarak
çıkıp "memeli hayvanların avında saçma atan tüfekler kullanılmaz, ancak
yabandomuzu avında yivsiz av tüfekleriyle atılan içinde tek mermi olan fişekler
kullanılabilir" gibi abuk sabuk tanımlarla 6.5mm.den küçük çapları bu
avlarda kullanılır hale getirip, ahkam kesebiliyor. Hadi "YERDEN HAVALANAN
KUŞLAR" deyiminizi, KUŞ AVCISI olduğunuz için, "ALAN AVLANMA
KARTLARI" tanımınızı, entel aristokratlara özentinizin bir sonucu olarak
kabul edip sineye çektik. Bir kart üzerinde toplanacak bilgileri üç ayrı karta
toplayarak onca bürokrasi ve parasal israf yaratan siz değilmisiniz. Bir kart
bastırmayı dahi beceremediniz. Koca Türkiye'yi sadece Antalya, Artvin, Adana'dan
oluşmuş sanıyorsunuz. Şu an, dünyanın en güzel avlaklarından olan Türkiye
dağları, sizin yüzünüzden kan ağlıyor. Kaçak avcıların cirit attığı yerler
olarak anılıyor. Bu ayıp bile size yetmiyor. Yeter artık birader. İki keklik, çil
nerede, çulluk akşam avı yasak, bıldırcına dik atış yapmak yasak, yandan atış
serbest, tekneyle ördeklerin yakınından geçmek yasak. Palavra palavra.
Aldığımız duyumlara göre yakında bazı yaban keçisi
avlaklarında sayım yapılacakmış. Sayın bakalım. Nasıl sayacaksanız. Oralarda
dolaşıp avlananlara, her sene düzenli olarak rapor yazanlara, oraları bilenlere
rağbet etmeyin, hiçbir av turizmi şirketinin bilgisine başvurmayın, kafanıza göre
takılın. Kafanıza göre takılsanız inanın dert değil, ancak biliyorum ki, yine hiç
bir şeyden anlamayıp, kendine uzman gözüyle bakan adamların sözüyle iş
yapacaksınız. Yapın bakalım. Unutmayın tarih hiç bir zaman yalan söylemez. Ha,
unutmadan çengel boynuzlu dağ keçisi için kota ayırmayı unuttuğunuzdan, Artvin'de
ÇBD.Keçisi avlamak isteyen yerli-yabancı avcıya izin vermiyormuşsunuz. Aferin size.
Kendi hatanızı herzamanki gibi avcıdan çıkartın. Halbuki işin kolayı var. Yazın
iki satır dilekçe, kafanızdan uyduruk bir sayım yapıp, hesaplayın kotanızı,
iliştirin dilekçeye sunun Sayın Bakan'a imzalasın. Böylece iki dakikada MAK
olağanüstü toplanır ve karar vermiş olur. Hani zor değil diyorum. Nede olsa alan
avlanma kartlarının ödeme süresini iki dakikada uzattınız. Buradaki zorluk Sayın
Bakan'a "unutmuşuz efendim" diyebilecek yürek. O da maşallah sizde mangal
gibi.
Ancak unutmayınız ki; Sizler, avcılık konusunda
Türkiye'nin ilerlemesine engel olan insanlar olarak tarihe çoktan geçtiniz bile. Murat BALCI |
|