Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Türkiye'nin Avcılık Sitesi

KAN DAVASI

 

resim4.jpg (20149 bytes)

 

    Eylül başlarında Doğu Karadenizdeydik. Karadeniz sezonunun sonlarında bir kez daha gezelim, görelim dedik doyumsuz Karadeniz dağlarını.

     Karadeniz yazın son demlerini yaşıyordu. Hatta belki hiç tanımadığı yazı geride bırakmış, herzamanki gibi sellerle, doğal afetlerle uğraşıyordu. Yıkılan köprüler, bozulan yollar, hatta haritadan silinen beldeleriyle üzgündü ama çaresiz ve umutsuz değildi asla. Karadeniz insanının çalışkanlığı, alışmışlığıyla birleşince, köprüler yeniden yapılıyor, yollar düzeltiliyor,  beldeler Devletimizin de desteğiyle tekrar kuruluyordu. Ya gidenler ! Gidenlere kim engel olabilmiş ki bu güne kadar. Gidenlerin acısına, özlemine de, inanmışlığıyla Allah ve kul sevgisiyle dayanmaya çalışıyor, metanetini kaybetmiyordu Karadenizli.

     Artvin’de henüz yapımına başlanan barajın, zor şartlar altında  ilerleyen inşaatını da  gözlemledik. Dağlar deliniyor, kayalar atılıyor, bir yandan kazı çalışmaları, bir yandan trafiğe yol verme telaşıyla didinip duruyordu insanoğlu. Artvin’de en çok bulunan taş ve su, insan gücüyle harman edilip, yoğruluyor, tekrar insan kullanımına sunulmaya uğraşılıyor. Ne için? Biraz daha elektrik için. Bakmayın ülkemizdeki suların bolluğuna. Öyle her suyun önü kapatılıp elektrik üretilemiyor. Elektrik üretimi yapılabilecek sular sayılı. Yani ne kadar bağırırsak bağıralım, sonuçta nükleer santrallar kaçınılmaz.

     Buraları gezenler bilir.. Topoğrafyanın bozuk olması, insanların dağınık bir şekilde yerleşmesine sebep olmuştur. Buna bir de ekilebilir alanların azlığı eklenince, insanlar küçük gruplar halinde müstakil yaşamak zorunda kalmışlardır. Devletimiz buralara yollar açmış, ardından (hatta daha önce) elektrik götürmüş ve Karadeniz insanını bir nebze rahatlatmaya çalışmıştır. Bu gün doğu Karadeniz’in bırakın köylerini, çoğu yaylasında bile elektrik-yol mevcuttur. Daha önceleri günlerce hayvan sırtında gidilen yaylalara, bu gün motorlu taşıtlarla saatler içinde ulaşılmaktadır. Şarkılarla, türkülerle katedilen yollar, artık balık istifi, minibüslerle, kamyon ve kamyonetlerle aşılmakta, dolayısıyla eskiler bir bir unutulmaktadır.

    Elbette insanlar iyi şeylere layık. Ancak sizler, yaylalarınıza yol yaptırmak ve elektrik getirtmek için, milletvekilleriniz aracılığıyla torpil yaptırın, sonra da “Çamlıhemşin’in Fırtına Vadisi’nde hidroelektrik santralı kurulacak” denince kıyameti kopartın. Yaylalarda idare lambası yerine ışıl ışıl şehir elektriği ile oturmak isteyip, yayla evimin önüne aracımı park edeceğim derseniz , Fırtına Deresi’de  elden gider diğerleride.

     Derenin birisinden yakaladığımızüç-beş parça alayı tereyağıyla karıştırıp, miğdeye indirmek için uğradığımız bir köyde, hem karnımızı doyurduk hem de sohbet ettik:

     Artvin halkı en çok ayıdan şikayetçi. Aralarındaki kan davasını henüz çözümlüyememişler. Neredeyse “bir sizden-bir bizden” misali sürüp gidiyor kavgaları. Ağustos ayında suya giden bir kadını ayının paralaması bardağı taşıran son damla olmuş. Artvinli kızgın “ Ya ayı avını açsınlar, ya da bize izin versinler. Ne bahçemizde ürün kaldı, ne de hayvanlarımızın huzuru. Eğer devlet izin vermesse ayı avına , bir yolunu bulup nasıl olsa öldürürüz ayıyı. O zaman da köylümüz kazanacağı paradan olur. Olur ama ne yapalım. Ürünümüz, hayvanlarımız, can güvenliğimiz. Sonra keçi avını da yaptırmayız. Rehber vermeyiz. Yok ki keçinin bize zararı. Varsa bir zararlı, o da ayı, ayı ki ayı  oğlu ayı”.

     Ayı avına izin verilmeyen 1997-98 sezonunda pek çok kaçak ayı avlanmış bu yörelerde. Seçilmeden, ayırım yapılmadan ve de bedava.

     Ayıyı avlamak varken erkekçe; bir gece bekinde ışıksız, bir gündüz zamanı usulca dolanıp yakından. Bir hasat özeniyle saygıyla. Hani diyorum, yazık olmuyormu ayıya?

    İlgililere ve yetkililere duyurulur.!

    Murat BALCI