Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Türkiye'nin Avcılık Sitesi

ERENLER TEPE

 
resim4.jpg (20149 bytes)      Sanınm sonbahann en güzel zamanı, Meşeler kızarmış yapraklarının büyük bir kısmı yerlere dökülmüş. Meşelerin arasında tek tük gözüken kavaklar sarımtırak kırmızı bir renge bürünmüşler. Rüzgann her esişinde yapraklanndan birkaçı kendini boşluğa bırakıyor, Yamaçlanmn aksine tepe çam ağaçlanyla kaplı, Kendi kendime bu ağaçlar nasıl kesilmeden bu güne kadar gelmiş diyorum. Haritadan bulunduğumuz mevkiiyi tesbit edip tepenin isminin Erenler Tepe olduğunu görünce mesele hemem hemen anlaşılıyor,

          Eteğinde bulunan Köy'ün halkıyla, yaptığımız sohbette ; tepede eski bir mezar bulunduğunu , buradan ağaç kesildiğinde , kesenin kötürüm yada dilinin tutulduğunu duyunca ister istemez gözlerim, yanımda bulunan, gevezelikte dünya birincisi avcı ağabeyime takılıyor, Düşünsenize ; Dünya'nın cn geveze adamının bu tepede sürene girdiğini ,sonrada dilinin tutulduğunu, Bunlar şimşek gibi zihnimden geçiyor ancak hemen toparlanıyorum. Ya dili tutulmayıp sadece kekeme olursa , Işe bak o zaman , hem kekeme hem geveze hiç çekilmez. Allah korusun sonra ne yaparız, Mecburen, "aman ağbi sen sürene falan girme şurada bekle" diyoruz,

     Sürencilerin uzaklaşmalarının ardından yerlerimizi alıyoruz, Bir müddet sonra atılan tek el silah sesi sürenin başladığının habercisi oluyor,

     Meşeler arasından çıkıp tedirginlikle arkasını dinleyen kart tavşan , kısa aralıklarla durup kulak kabartarak altıma doğru ilerlerken, ardından kamyon tekerleğinin de geleceğini hissediyorum. Tavşanı keyifle seyrederken, Erenler Tepe karga bağrışlanyla karışıyor, Aman ,bu hayra alamet değiL Seslere sürencilerin "ha varıyor,ha vanyor" diye bağırışlan da eklenince iş garantileniyor, Taşın ardına iyice siniyorum. Kesilecek yer çok dar olduğundan arkadaşımla yan yanayız, Birazdan hışırtılan ve yerleri döverken çıkan ayak sesleri duyuluyor, Ardından da kendisi görünüyor. Zalım bir azılı, Şapkamın üzerine dayadığım tüfeğimin üzerine yatıyorum. K-oca azılı dürbünün içinde- Bumuna doğru tutup dokunuyorum tetiğe, Vücuduna giren çekirdek hayvanın o hızla meşeye bindirmesine sebep oluyor, Meşcnin içi karışıyor. Bir müddet sonra yaralı domuz doğrulup koca vücudunu dengeliyor ve eskisi kadar hızlı olmasada, eskisinden daha hırslı olarak üzerime gelmeye devam ediyor, Bu kez arkadaşımda başlıyor atışlarma , Ortalık aniden karışıyor. Derken hayvan on metre altımıza kadar gelip bir daha kalkmamak üzere yıkılıyor, Ardından yetişen köpeğin dişlemeleri bitince yanına iniyoruz, Gerçekten kabadayı bir hayvan, Bir tutam tüyünü bıçakla kesip rüzgarla savuruyorum. Neden yapıyorum bunu hiç bilmem. Nereden alışkanlık haline geldi onu da bilmem , Ama her seferinde yaparım işte Belki doğadan aldığımız canlının bir parçasını doğada bırakmak için,

Meşeler daha da kızarmış,

Kızıl kana bulanmış,

Ilk yıkıldığı meşenin dalları kınlmış, yerler kazılmış,

Direnmiş domuz,

Ama bilememiş karşısında insan var ve teslim olmuş ölüme,

Son bir kez bakarak toprağa, çalılara ve Erenler Tepe'ye,

     Yeleğimin turuncu tarafını çevirip ilerliyorum.. Nedense suskun, Esen rüzgardanmı bilinmez, bir ürperti geliyor içime. Başım dik mi? alnım açık mı? omuzlarını çökük mü? Bilemiyorum. Ilerliyonım sadece..... 

      Murat BALCI