ERENLER TEPE |
||
Eteğinde bulunan Köy'ün halkıyla, yaptığımız sohbette ;
tepede eski bir mezar bulunduğunu , buradan ağaç kesildiğinde , kesenin kötürüm
yada dilinin tutulduğunu duyunca ister istemez gözlerim, yanımda bulunan, gevezelikte
dünya birincisi avcı ağabeyime takılıyor, Düşünsenize ; Dünya'nın cn geveze
adamının bu tepede sürene girdiğini ,sonrada dilinin tutulduğunu, Bunlar şimşek
gibi zihnimden geçiyor ancak hemen toparlanıyorum. Ya dili tutulmayıp sadece kekeme
olursa , Işe bak o zaman , hem kekeme hem geveze hiç çekilmez. Allah korusun sonra ne
yaparız, Mecburen, "aman ağbi sen sürene falan girme şurada bekle" diyoruz,
Sürencilerin uzaklaşmalarının ardından yerlerimizi alıyoruz, Bir müddet sonra
atılan tek el silah sesi sürenin başladığının habercisi oluyor,
Meşeler arasından çıkıp tedirginlikle arkasını dinleyen kart tavşan , kısa
aralıklarla durup kulak kabartarak altıma doğru ilerlerken, ardından kamyon
tekerleğinin de geleceğini hissediyorum. Tavşanı keyifle seyrederken, Erenler Tepe
karga bağrışlanyla karışıyor, Aman ,bu hayra alamet değiL Seslere sürencilerin
"ha varıyor,ha vanyor" diye bağırışlan da eklenince iş garantileniyor,
Taşın ardına iyice siniyorum. Kesilecek yer çok dar olduğundan arkadaşımla yan
yanayız, Birazdan hışırtılan ve yerleri döverken çıkan ayak sesleri duyuluyor,
Ardından da kendisi görünüyor. Zalım bir azılı, Şapkamın üzerine dayadığım
tüfeğimin üzerine yatıyorum. K-oca azılı dürbünün içinde- Bumuna doğru tutup
dokunuyorum tetiğe, Vücuduna giren çekirdek hayvanın o hızla meşeye bindirmesine
sebep oluyor, Meşcnin içi karışıyor. Bir müddet sonra yaralı domuz doğrulup koca
vücudunu dengeliyor ve eskisi kadar hızlı olmasada, eskisinden daha hırslı olarak
üzerime gelmeye devam ediyor, Bu kez arkadaşımda başlıyor atışlarma , Ortalık
aniden karışıyor. Derken hayvan on metre altımıza kadar gelip bir daha kalkmamak
üzere yıkılıyor, Ardından yetişen köpeğin dişlemeleri bitince yanına iniyoruz,
Gerçekten kabadayı bir hayvan, Bir tutam tüyünü bıçakla kesip rüzgarla
savuruyorum. Neden yapıyorum bunu hiç bilmem. Nereden alışkanlık haline geldi onu da
bilmem , Ama her seferinde yaparım işte Belki doğadan aldığımız canlının bir
parçasını doğada bırakmak için, Meşeler
daha da kızarmış, Kızıl
kana bulanmış, Ilk
yıkıldığı meşenin dalları kınlmış, yerler kazılmış, Direnmiş
domuz, Ama
bilememiş karşısında insan var ve teslim olmuş ölüme, Son bir
kez bakarak toprağa, çalılara ve Erenler Tepe'ye,
Yeleğimin turuncu tarafını çevirip ilerliyorum.. Nedense suskun, Esen rüzgardanmı
bilinmez, bir ürperti geliyor içime. Başım dik mi? alnım açık mı? omuzlarını
çökük mü? Bilemiyorum. Ilerliyonım sadece..... Murat BALCI |