Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Türkiye'nin Avcılık Sitesi

DOMUZUNA HESAPLAR

                                       

resim4.jpg (20149 bytes)      Yaban domuzu avına çıkmak paralandı. Bundan sonra, domuz avlamak isteyen avcılar, 11.02.1998 tarihli Resmi Gazete’de yazdığına göre, avlanacakları köy muhtarlığına gidip  3 Milyon TL. vererek avlağa girecekler ve muhtarın verdiği bir gözetmenle birlikte avlanacaklar. Vurulan her domuz içinde 7 Milyon TL. ayrıca verecekler.

            1997-98 MAK Kararlarının “18d” maddesine göre, Aralık 97 ayı içerisinde bir Komisyon toplanmıştır. Sayın Sertoğlu, Av Turizmi alanında avlatılacak hayvanların bedellerinin konuşulacağı bu Komisyon’u amacından saptırıp, üst makamları yanıltarak, yerli avcıya domuz avını paralı yaptırmıştır. Hazırlanan metni de,  Orman Bakanlığı’na imzalatmıştır.

            Böylesine bir uygulamayı devreye sokmaktaki amacın, orman köylüsünü kalkındırmak  olduğu söylenmektedir.            

            Yaban domuzu avı için yapılacak, böyle bir çalışmanın, uygulanabirlik olanağının bulunması bizce yoktur. Eğitim ve öğrenim sorunlarının dahi, had safhada olduğu bir ortamda, köylümüzün karakucak usulü, avcıdan para toplaması beklenemez. Bu uygulama sadece kavgalara, haksız kazançlara, rüşvete ve avcımızın haklı kızgınlığına yol açacaktır.

            Uygulama esnasında olabilecek, aklımıza ilk anda gelen aksaklıkları sıralıyalım isterseniz :

     MAK Kararlarının 34. maddesi: “Av hayvanlarının canlı cansız satışını..” yasaklamaktadır. Yine MAK Kararının Av Turizmi yönetmeliğin de: “Vurulan avın hepsi avcıya verilir, idare tarafından sadece trofe çıkartma bedeli alınır” denilmektedir. Öyleyse yeniden düzenleme yapılacaktır. Avcımızın parasını verip sahip olduğu yaban domuzuna yetkili ve mahalli veterinerler damga vurarak satışını onaylayacaklardır. Bu sayede piyasada el altından satılan yabandomuzu etleri legal hale gelecek ve 70’li yılların at-eşek rezilliği, bu kez yabandomuzu olarak yaşanacaktır. Herhalde Devletimiz “dur bakalım avcının verdiği bu 10 Milyon TL. yalnızca avlanma parası, yoksa ete sahip olamazsınız “ demeyecektir. Sanırım Devletimiz av turizmi alanında yabancı turist avcılardan dahi almadığı et parasını kendi vatandaşından alacak kadar yanlış içine düşmemiştir. 

           Şimdi düşünelim; Avcı A köyüne ava gider. Köydeki tanıdıklarına uğramadan, araya birilerini sokmadan, doğruca muhtarlığın kapısını çalar ve y.domuzu avlamaya geldiğini söyler. Muhtar şöyle bir bakar, araçtaki avcıları sayar ve yanında çalışan görevliye, “Beylerin avlağa giriş paraları olan kelle başı 3.er Milyon. TL.yi, makbuz karşılığı topla bakalım“ buyurur. Diğer yanında çalışan kişiye dönüp, “Sen de Muhtarlığın cipini hazırla, arkadaşları kontrole git, vurup vurmadıklarına bak”. der. (Öyle ya avcı herhalde kendisini kontrol edecek köylü arkadaşı aracına almak zorunda değildir.) Hep birlikte A köyü muhtarlığının jeepi ( ya da traktörü) önde, avcılar arkada avlağa yollanır.

            Şimdi burada bir parantez açalım : Yabandomuzu avı, ekip ve ekipman işidir. Kesinlikle ormanlık, meşelik arazide yapılır. Hiç kimse bu ava, bıldırcın ya da keklik avına gider gibi gitmez. Keklik avında, küçük bir merayı, akşama kadar döne döne avlarsınız. Ancak yabandomuzu avında saha geniş ve bir defalıktır. Alan sürülür. Domuz çıkarsa avlanır. Yoksa, gürültüden komşu avlaklar da etkilenmiştir ve buralarda avlanılamaz. Muhakkak avlak değiştirilir. Bu da, yakındaki başka bir köyün arazisine gidip avlanılacak demektir.

            Diyelim ki, A köyünün sınırları içerisinde yapılan avda, domuz bulunamadı ve avlak değiştirilmesi söz konusu oldu. Şimdi avcı yeni gittiği B köyünün muhtarlığına da mı avcı başına 3 milyon lira yatıracak.? Diyelim orada da av çıkmadı . Hadi bakalım C köyüne, verin avcı başına 3 milyon TL. daha (!)

           Peki, avcı avlanmak üzere, köylüden  parasını vererek izinini aldı ve ormana girdi. MAK Kararlarına göre ormanlara izinsiz girilemez. Bu izin de, ormanın yapısına göre ya mahalli orman teşkilatından ya da merkezde Milli Parklar’dan  alınır. Köylüden aldığımız izine dayanarak girdiğimiz ormanda, orman muhafaza memuru ile karşılaşıp, teşkilattan almamız gerekli izin sorulunca ne olacak? Orman mı köylünün, köylü mü ormanın? Alın size bir problem daha. Yoksa avcı işini gücünü bırakıp her iki yerden ayrı ayrı  izin mi alacak ?.  

                         Parantezi kapatarak, kaldığımız yerden devam edelim. İlk gidilen A köyünde yabandomuzunun (ve/veya domuzların) vurulduğunu düşünelim.Vurulan avlar tek tek muhtarlık görevlisi tarafından tesbit edilir. Avlanan domuzlar için köye tekrar dönülür ve domuz başına  7 milyon TL. makbuz karşılığında ödenir. Artık sıra, vurulan domuzların değerlendirilmesine gelmiştir.

            Muhtarlıktan alınan  makbuzlarla, ilgili belediyenin nöbetçi veterinerliğine gidilir. Gerekli tetkikler yaptırılır. Yani hayvanda, herhangi bir hastalık var mı, yok mu,  kontrol ettirilir. Her şey normalse sağlamdır-sıhhıdir damgası vurdurulur. Sonrada güzelim yabandomuzu Devletimizin her türlü vergilendirilmesinden geçtikten sonra, avcı tarafından ister parekende ister toptan olarak satışa arz edilir.

            Buraya kadar olanları, Allah rahmet eylesin Sayın Mustafa EKMEKÇİ dahi düşünememişti. Aramızda olsaydı herhalde çok keyif alırdı.

                 Yukarıda ki senaryo diğer avlarla birlikte, çoğu Avrupa ülkesinde uygulanmaktadır. Zaten uygulanabirliğinden ötürü de,  Avrupalı köylü, tarlasına arazi aracı ile gider, ürünlerini pazara kamyonuyla götürür, iki katlı villada oturup, ısınmasını doğal gazla yapar, hayvanlarını barındırdığı yere ahır demez “hayvan barınağı” der, barınakları devamlı dezenfekte eder, kışın barynakları harici ısıtıcılarla ısıtır, hastasını en yakın sağlık merkezine helikopterle götürür vb. Tüm bunların yanında, yıllık belirli avlanma istihkakı ve hakkı vardır.

             Bunların tam tersini  bizim köylümüz yapar. Bir tek istisnayla; Köylümüzün belirli avlanma istihkakı ya da hakkı yoktur. O kafasına göre yılın 365 günü av yapar. Devletimiz de, 365 gün av yaptı diye Köylümüzü mükafatlandırır. Nasıl mı?.Orman Bakanlığı aracılığıyla şehirli avcıdan para toplayıp kendilerine vererek. Köylümüzü kalkındırmak ve Avrupa standartlarına ulaştırmak istiyorsak yabandomuzundan önce daha çok yapabileceğimiz işler var kanaatindeyiz.

       Yabandomuzu avlamak paralı olacaksa ki, henüz şartlar olgunlaşmadığından olmaması gerekir. Bu parayı toplamanın bir çok şekli vardır. Yukarıda sıralanan olası aksaklıklar sadece bizim düşündüklerimizdir. Uygulamada kim bilir daha nasıl aksaklıklar olacaktır. Bu yüzden böyle bir sistem, bize göre asla kullanıylmamalıdır.

                Y.domuzu avında bir bedel alınacaksa, bu bedel,  sembolik bir rakam olmalıdır. Y.domuzu avlamak isteyen avcılarımız, bu bedeli, sezon başında Milli Parklar’a makbuz karşılığında ödemelidirler. Bu şekilde parasını ödeyen avcı, sezon içerisindeki avlanma günlerinin, ister hepsinde, isterse bazılarında, y.domuzu avına gider. Avcı bunun haricinde, ayak bastı parası verir gibi, her ava gidişinde köylüye neden para versin! Bu şekilde uygulanacak bir sistem, avcıyla köylüyü karşı karşıya getirmeyecektir. Böylece avcımız, her ava gidişinde, gereksiz formalitelerle uğraşmak zorunda da kalmayacaktır.  

             Türkiye’de y.domuzunun neslinin azalması gibi bir ortam, bizce asla yoktur ve olmayacaktır. Bizim söylediklerimizi, yurdun her tarafından gelen haberler destekleyecektir. Bugün, hiç görülmediği yerlerde dahi, bu hayvanın görüldüğü haberleri gelmektedir. Bunun sebebi, bizce yaşam ortamlarının daralması değil, köyler de, azalan nüfusa paralel hayvancılığın, meracılığın azalmasıdır. Bu sayede y.domuzu, rahat yaşama ortamı bulmuş ve sayıları artarak bulundukları alana sığamaz olmuşlardır. Durum böyle iken, Türkiye’de yabandomuzu nesli azalıyor diye feryat etmek neyin nesidir?

             Uygulama başlıyalı henüz birkaç hafta olmasına karşın köylerde problemler başlamıştır.: “ ...Bundan sonra, hangi av olursa olsun, domuzu bahane edip, istediğimizi köyün arazisine sokar, istediğimizi sokmayız...” konuşmaları olmuştur. Görüldüğü gibi, uygulamanın hemen başında köylü-avcı karşı karşıya gelmiştir. Devam eden günlerde bu çok vahim sonuçlar doğuracaktır. Bu vahim olayların suçlusu olarak ta, Federasyon gösterilecektir.

              Önümüzdeki MAK’da, bu uygulamanın kaldırılarak, bizce uygulanması daha kolay ve sağlıklı olan, yukarıda anlattığımız sisteme geçilmesine, ya da tamamen vazgeçilmesine karar verilir ümidindeyiz. Aksi halde, teşbihte hata olmaz ama: “Bir delinin attığı taşı, kırk akıllı çıkartamaz” sözü bir kez daha gerçekleşecek gibi. 

                Murat BALCI